30 Ekim 2010 Cumartesi

Bebeğimiz Doğdu

37. hafta kontrolünden 1 gün önceydi. O gün sabah dışarıda bol bol yürüdüm, akşam arkadaşımla görüştüm, dönüşte ablama uğradım.

Ablam o gün Prag'dan dönmüştü. Gitmeden önce 2 hafta boyunca sakın ben gelmeden doğurma diye bir endişeye kapıldı. Ben de  " Daha sezeyana 3 hafta var merak etmeeee" diye sürekli söylenip durdum. Meğerse içine doğmuş kızın:)

28 Ekim 2010 akşamı uyumadan önce (sanki içime doğmuş gibi) "Acaba doğum nasıl olacak? Ne kadar heyecanlanırız, 1 gece önce hiç uyumayız diye" eşimle konuştum. İçimi bir tedirginlik kaplamıştı.

Doktorum 1 haftadır Amerika'da konferanstaydı. 29 Ekim günü gelecek, ben de kontrole gidecektim. Ancaaaak bizim oğlan Efe'cik, dış dünyayı merak etmiş olmalı ki, erkenden doğmaya karar verdi.

Saat 02.30 da karnımda değişik bir ağrı ile uyandım. Önce sıkça yaşadığım gaz sancılarından biri sandım. Tuvalete gittim, ancak ağrı geçmiyordu. Eşimi uyandırdım. O da "Gazdır o gaz, yat uyu" dedi:) Fakat ağrım değişik bir hal almaya başladı, tekrar kalktım, yürürken suyumun geldiğini farkettim. Hep merak ediyordum, bu su nasıl geliyor diye. Öğrenmiş oldum. Hafif yağlı ve ılık bir formu var. Kendinizi sıksanız da akmaya devam ediyor...

Eşimle göz göze geldik. Ne yapaccağımızı bilemedik. Doktorumu aradım fakat telefonu kapalıydı. Panik oldum. Ağrılarım artmaya başladı, elim ayağıma dolaştı. Ya evde doğurursam diye endişe etmeye başladım. Fakat zihnim o kadar açıktı ki. Herşey kontrol altındaydı. Hemen üstümü giyindim ve çantaları alarak evden fırladık. Eşim benden daha heyecanlıydı. Yanlış yollara saptı, ne yapacağını unuttu:)) 10 dakika içinde hastanedeydik. Saat: 03.10

Beni hemen doğumhaneye aldılar. Doktoruma ulaşamadığımı belirttim. Onlar da denedi fakat ulaşamadılar. Doktorum uçakta olduğu için cevap veremiyordu bize. Önce ebe beni muaeyene etti. Rahimağızı 4 cm açılmıştı ve sancılarım artmaya devam ediyordu. Nöbetçi doktor geldi. Sezeryan mı, normal doğum mu istiyorsun dedi. Normal doğum dedim bir anda. Tamam dedi.

Açılma çok çabuk ilerliyordu, sancılardan bacaklarım titremeye başladı, oksijen verdiler bol bol. Bebeğim karnımda ters duruyordu. (Başaşağı fakat yüzü dışa dönük şekilde). Doktor biraz zor olacağını ifade etti. Ben bu arada " bana epidural verin" diye inlemeye başladım. Rahimağızı 7 cm olmuştu bile. Anestezi uzmanı 20 dakika içinde geldi ve epidural katater takıldı. Ağrılarım hafiflemişti.
Daha önce yaşamadığım bir ağrıydı. Çok çok kötü değil ama bitkin bırakan cinsten. Hiç korkmadım ve normal doğumdan vazgeçmedim. Biliyordum ki benim ve bebeğim için en iyisi bu.

Devam ettim, eşim hep yanımdaydı, hatta annem ve ablam bile ara ara girip çıktılar. Ameliyathane psikolojisini hiç yaşamadım. Normal bir odada geçiyordu herşey. Çok doğaldı.

Doktor geldi ve doğuma geçeceğimizi söyledi. Ikınmaya başladım. Hemşireler yardım ediyordu. 4-5 kere güçlü ıkınmadan sonra saat tam 06.11'de Efe gözlerimizin önündeydi. Tam orada, karşımda duruyordu. Yağlı vücudu yorgundu, ilk çığlığını attı. Hemen havluya sarıp kucağıma verdiler. İşte o anı asla ama asla unutmam mümkün değil. Islak tenine dokunduğum ve ona şaşkınlıkla baktığım o an dünya durdu. O benim bebeğimdi. 9 aydır taşıdığım, bir bütün olduğum bebeğim, artık kucağımdaydı.
Efe doğmuştu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder